Köyün tozlu yollarında genç bir dilber yürüyordu. Onun masum bakışları altındaki tutkulu vücudu delikanlıların aklını başından alıyordu.
Bir tarlanın kenarında dinlenirken genç bir çoban onu gözlüyordu. Kalbi hızla çarpıyordu bu güzellik karşısında.
Kadının eşarbı rüzgarda usulca dalgalanırken gözleri adeta kor saçıyordu. Genç adam bu manzaraya daha fazla dayanamadı.
Onu derin ve tutkulu bir öpücükle yakaladı. Ankara kadar ateşli bir öpüşmeydi.
Kadın başta şaşkındı ama sonra kendini bu tutkuya bıraktı. Vücutları birbirine kenetlendi.
Çoban onun masum görünen bedenini tanımaya başladı. Her temas daha da şehvetli bir duygu yaratıyordu.
Bir kulübede korunak buldular. Burada hiç kimse onları rahatsız edemezdi.
Kız çekinmeden giysilerini soymaya başladı. Bedeninin her yeri şehvetti.
Genç adam bu manzarayı hayranlıkla seyretti. Kadının hükmü onu etkilemişti.
Iç çamaşırları bile tutkulu bir haldeydi. Her şey arzu doluydu.
Köyün güzelinin vücudu arzuyu çağırıyordu. Genç adamla bütünleşmek için sabırsızlanıyordu.
Genç adam onu nazikçe zemine yatırdı. Bakışlarında hem şehvet hem de saygı vardı.
Aşkları birleştiğinde baraka inlemelerle doldu. Unutulmaz anlar gibiydi.
Haz olmuş vücutlarıyla karşılıklı sarılıp uyudular. Kırsal hayatının tutkulu bir hikayesiydi. 